31 Ağustos 2018 Cuma

Yurtta Barış, Dünyada Barış



1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun!


Duvarda asılı silah oyunun sonunda mutlaka patlar!
Anton Çehov
Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nin 107. Sayısının kapak konusu “Tarih boyunca yaşam kurtaran 50 buluş” idi. İnsanların yaşam sürelerini uzatmaya yardımcı olan pastörizasyondan aşılara, antibiyotiklerden uydulara ve yapay zekadan suyun tuzdan arındırılmasına kadar 50 buluş arasında savaş sanayisi ile ilgili bir tek örnek yoktu doğal olarak.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında fizikte devrim anlamına gelen atomun parçalanarak (fizyon) zincirleme reaksiyon yaratılması ile bilim tarihi en dramatik gelişmelerinden birisini yaşadı. Çünkü bilim adamları bu gelişme ile elde edilen bilginin enerji üretimi gibi iyi amaçlarla kullanılabileceği gibi kötü amaçla atomik silahların yapımında da kullanılabileceği gerçeğini gördüler. Bilim dünyasının en derin etik tartışmaları bu buluşun etrafında yapıldı. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının yarattığı tahribat ve soğuk savaş dönemince insanlığın yaşadığı “dehşet dengesi” tehdidi, teknolojinin kullanım biçimiyle ilgili etik tartışmaların önemini doğruladı.
Günümüzde özellikle sağlık bilimlerinde genetik ve biyoteknolojide yaşanan devrimsel gelişmeler fizikte yaşananlara benzer duruma işaret etmektedir. Biyolojideki buluşlar ilaç geliştirmede insanlığın yararına kullanılırken, bütün kısıtlamalara karşın biyolojik silahlar savaşlarda korkunç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu olasılıklar sağlık bilimlerinde etiği en yoğun tartışılan konu yapmaktadır.  Bilimsel araştırmalarda “bilimin ikili kullanımı” olarak tanımlanan bu durum teknoloji alanında da “ikili kullanım-dual use” olarak adlandırılmaktadır.
Dünyamızın ağırlaşan sorunları bellidir; çevre, küresel ısınma, yaşlanan nüfusun bakımı, gıda ve beslenme, kavimler göçü boyutuna varan mülteciler. Bunların hiçbirisinin çözümü için savaş sanayisinden çıkılarak geliştirilecek bir teknoloji yoktur.

Savunma araştırmalarının maliyetinin çok yüksek olduğu bilinen bir gerçektir. Bu maliyetin azaltılması için savaş teknolojileri araştırmalarının yan çıktılarının veya “ikili kullanımının” sivil yaşam için de kullanılabileceği iddiası yazının girişindeki etik kavramı bağlamında yanıtlanmalıdır.
Çok özel beyinlerin, madenlerin, malzemelerin, bilimsel altyapının bu amaç için ayrılması dünya silah devleri ve ait oldukları ülkeler için bir kazanç olarak görülse de bütün insanlık için ödenen ağır bir bedeldir. Bu bedel hemen yanı başımızdaki komşularımız Irak ve Suriye için insanlarını, geleceklerini, kaynaklarını kaybetme anlamına gelmektedir. Onların bu kayıplarını hangi “ikili kullanım” teknolojileri karşılayabilir ki?   
Savaş sanayisinde başı çeken ülkelerde sivil araştırma fonlarının kısılması, vazgeçilemeyen “savunma araştırmalarına” sivil kesimin daha çok ilgi göstermesine neden olabilmektedir. Öte yandan savaş sanayisinin de her alandaki araştırma faaliyetlerinin çıktılarını “en etkili silahların tasarlanmasında”  kullanmaya hazır ve istekli olduğu bilinen bir gerçektir. Örneğin akıllı malzemeler, mikro elektromekanik sistemler, nano-hesaplayıcılar, mikro algılayıcılar gibi nano-teknoloji ürünlerinin savaş sanayisinin hizmetinde kullanılması gibi. 
Teknolojinin “nötr” olduğu, kullanım amacına göre sonuçlar doğuracağı söylenirse de savaş sanayisi gibi bir alanda neler doğurabileceğini görmek için insanlık yeterince bedel ödemiştir. Bu nedenle savaşın vahşetini en iyi bilen Atatürk’ün, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” sözünü sürekli kılabilmek için bilim ve teknolojiyi insanlığın aydınlık geleceğini inşa etmede kullanmak dışında bir seçeneğimizin olmaması gerekir.  
Bu yazı bu köşede yıllarca yazı yazan ve barışı savunmanın bedelini 38 ay hapis yatarak (Barış Davası -1982) ödeyen Sevgili Aykut Göker’e duyduğum özlem ve minnetle yazılmıştır.

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nin 109. Sayısında yayınlanmıştır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder