Elektrikli araç teknolojisinin yaratacağı
değişiklikler otomotiv değer zincirini derinden etkileyecektir.
1912’de ABD’de 1.750 $’dan 6.000 adet elektrikli otomobil
ve 650 $’dan 80.000 adet Ford Model T satılmasından bu yana küresel boyutta dev
bir sektör boyutuna ulaşan otomotiv sektörünün oluşturduğu “kurulu düzen” köklü
bir değişimin arifesinde. Bu değişimin ülke ekonomilerine etkilerinin çok yönlü
olacağı açık.
Bütünüyle pille çalışan elektrikli araçların (BEV),
içten patlamalı motorlu (ICE) otomobiller karşısında rekabetçi duruma gelmelerinin
önündeki ana engeller olan şarj hızı ve altyapı
(çok hızlı şarj birimleriyle 300 km’lik yol için 20 dakikada şarj ve yeterli
şarj noktası), mesafe (350 – 500 km)
ve fiyat ve toplam maliyetin (pil
fiyatlarının 150 $/kWh’ya ve toplam
satın alma maliyetinin 2024 -2028’e kadar rekabetçi düzeye inmesi) çözümlenmesiyle
EV’lerin önünün 2028’e kadar açılacağı öngörülmektedir.
Sektörde işgücünü ve işlendirmeyi, tedarikçi
ilişkilerini, pazarlama ve satış modellerini, pazarın aktörlerini köklü biçimde
değiştirecek olan EV’lerde, klasik otomobillerin üçte birini oluşturan motor,
aktarma organları ve egzos olmayacaktır. EV’lerin güç birimi bütünüyle farklı
olacağından (pil-elektrik motoru), üretimde otomasyon artacak ve işçilik
azalacak, tedarikçilerin yerini taşeronlar (pil ve/veya güç biriminin tamamı)
alacaktır.