11 Şubat 2017 Cumartesi

Kent hastaneleri ve tıbbi cihaz sektörümüz


Tıbbi cihaz gereksinimimizin %85’i dış alımla karşılanmaktadır…


Ülkelerin sağlık sorunları ve harcamaları büyüyor. Gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerini biçimlendiren en önemli konu yaşlanan nüfus ve uzayan ortalama ömür. Gelişmekte olan ülkelerde ise genişleyen orta sınıfın sağlık hizmeti talebinin artması ve sağlık hizmetlerinde teknolojik girdilerde dışa bağımlı olmalarıdır. Az gelişmiş ülkelerde sorun beslenme, hijyen ve savaşlarla çok daha büyük boyutta. Hemen bütün dünya sağlık sistemlerini ve bu sistemin girdilerini yenilikçi yaklaşımlarla ve teknoloji desteği ile yeniden tasarımlama gayreti içindedir. Yenilikçi tıbbi cihazların tasarımında ve üretiminde maliyet etkinliği, güvenirlik ve kullanışlılık öne çıkan noktalardır. 

27 Ocak 2017 Cuma

Şimdi herşey “smart”


Akıllı sistemleri insanlık yararına geliştirecek olan yeni kuşakları biçimlendirecek olan akıllıca tasarlanmış eğitim sistemleridir…


Önümüzdeki on yıllarda dünyayı biçimlendirecek teknolojilerin, başında “smart” sözcüğünün tanımladığı geniş bir teknoloji kümesinin olacağı görülüyor. Türkçede akıllı sözcüğü ile karşılık bulduğumuz “smart”ı -Internetle etkileşimli bağlantı kurabilen, dış dünyadan aldığı verileri işleyip aralarında belirli bir mantıkla ilişki kurabilen, önceki deneyimlerini de kullanarak (öğrenerek) bir sonraki mantıksal adım için tahminde bulunabilen, düşünen ve gerekçelendiren, kendisini tekrar oluşturabilme ve sürdürebilme özelliklerine sahip elektronik aygıt veya sistemler” - olarak tanımlayabiliriz. Günümüzde akıllı etiketi iliştirilen TV, telefon, otomobil, saat gibi aygıt ve araçlardan ev, trafik, savunma, enerji, çevre, kent, yönetim gibi sistemlere ve hepsini kapsayacak biçimde bir akıllı ekonomi uygulaması söz konusudur. Yukarıdaki tanım esas alınarak bunların akıllılık sıralaması yapılabilir.

13 Ocak 2017 Cuma

Bilimsiz Teknoloji, Teknolojisiz Yenilik olmaz

B ≠ T ≠ Y

Bilimsel çalışmaları dünyayı ve evreni anlamak, teknolojiyi bilimin çıktılarından yararlanarak mal ve hizmet üretmek ve bunları üretmek için gereken bilgi, beceri ve süreçler, yeniliği ise yeni bir fikrin ticarileştirilebilir ürün veya hizmete ya da toplumsal hizmet yöntemine dönüştürülmesi olarak tanımlayabiliriz. Farklı amaçlarla, farklı ortamlarda, farklı süreçlerde gerçekleştirilen bilim yapma, teknoloji geliştirme, yeni/yenilikçi ürün ve hizmet geliştirme faaliyetleri bütün bu farklılıklarına karşın günümüzde giderek iç içe geçen bu nedenle bütünsel bir yaklaşımla yönetilmesi gereken bir dünyayı temsil ediyorlar. 

29 Aralık 2016 Perşembe

Kelebeklerin göçü devam ediyor!

Sorun 1990’larda başlatılan ve ülkemizin Bilim-Teknoloji-Yenilik siyasalarında artımlı adımların atılmaya başlandığı süreci yürüten kurumların ve kadroların darmadağın edilmiş olmasıdır.


Bilim nerede ve nasıl yapılabilir, teknoloji nerede geliştirilir ve yenilik (inovasyon) nasıl bir ortamda yaşam bulur? HBT’nin bir önceki sayısına (16 Aralık 2016, Sayı:38) göz atanlar, başta Orhan Bursalı’nın yazısı olmak üzere, başarısını bir buluşçu ve girişimci olarak ABD’de kanıtlamış olan ve ülkemiz koşullarını da çok iyi bilen Serdar Kıykıoğlu’nun kıyaslamalı öneriler içeren yazısında, Ali Akurgal’ın Politik Bilim köşesinde yazdıklarında, başarısını bilime tutkuyla bağlı olmasına ve çok çalışmasına bağlayan Rahmi Koç Ödülü’nü kazanan Prof. Aydoğan Özcan’ın Orhan Bursalı ve Özlem Yüzak’a anlattıklarında bu soruların yanıtlarını bulabilirler. Zaten bu konularda “bu gök kubbe altında söylenmemiş ne kadı ki?” 7. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (24 Aralık 2001) toplantısında alınan kararla gerçekleştirilen "Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri" öngörü çalışmaları, sektör veya teknoloji düzeyinde hazırlanmış pek çok strateji belgesi ve rapor buna kanıt olarak gösterilebilir. Bundan sonra söylenebilecekler yeni gelişmelerle (Endüstri 4.0 gibi) bu belgeleri güncelleştiren eklemeler olabilir.

19 Aralık 2016 Pazartesi

Devrim; en yaratıcı yenilik!



 Küba insanlığa örnek yenilikçi modeller sunmaya devam edecektir.








Devrimlerin “tahrip edici yenilik” olduğunu söylemek yanlış bir tanımlama olmasa gerek. Küba’yı ziyaret edenler genellikle zaman tüneli olarak tanımlarlar. Bütün Kübalıların tasarımcı olduğu söylenir. Nasıl olmasın ki eski model bir Fransız Peouget arabanın üzerinde bir Rus Motoru, Alman karbüratörü ve bir direksiyon sistemi görmek hiç de sürpriz değil. 

4 Aralık 2016 Pazar

Öğrenen, öğreten Aykut Göker


  
“… /üzgündür umutlar, üzgündür Türkçen, üzgündür güzel ülken/” taa


Aykut Göker
Aykut Göker Cumhuriyet Bilim Teknoloji’nin (CBT) 6 Mayıs 2000, 685. Sayısında açılan “Politik Bilim” köşesinde geniş kesimlere ulaştırmaya başladığı bilim-teknoloji (B-T) politikaları eksenli yazılarına yaklaşık 15 yıl sonra 1484. Sayıda son verirken yazdığı “Hoşça kalın” başlıklı yazısını şöyle bitiriyordu:

 “Bilim ve teknolojiyle kalın; ama bilim ve teknolojiye atfedilebilecek bütün iyiliklerin de kötülüklerin de bilim ve teknolojiyi kullanan insandan kaynaklandığını ve kötüye kullanımlarını önlemede tek çarenin savaşsız-sömürüsüz bir ülke, savaşsız-sömürüsüz bir dünya için insanı değiştirmek olduğunu hiç unutmadan… Hoşça kalın…”

Bu son paragraf onun bütün dünya görüşünün de özeti ve anlayanlara, yoldaşlarına, aydınlık insanlara, yurtseverlere vasiyetiydi. 

8 Kasım 2016 Salı

Kelebeklerin göçü

 Dünya entelektüel birikimi ile ilişkilerimiz zayıflıyor!


Ülkemizde ticari veya siyasi içerikli uluslararası toplantıların yapılıyor olması, entelektüel dünyanın ülkemize kapılarını kapatmadığı anlamına gelmiyor. Nitelikli bilgi alışverişinin yapıldığı uluslararası bilimsel toplantılar artık ülkemizde yapılamıyor. Katılım olmamasının nedeni yalnızca terörden kaynaklanan can güvenliği endişesi değil. Uluslararası entelektüel vicdanı temsil eden örgütler ülkemizde süre giden demokrasi dışı uygulamaları protesto ederek (ülkemizin demokrasi güçlerini desteklemek amacıyla) gelmiyorlar.

1 Kasım 2016 Salı

Yenilik ne değildir?


Hiçbir kavram bağlamından öte anlam ve işlev taşıyamaz…


Doğrusal düşüncenin yanlış varsayımlarını içerecek biçimde  /bilim/teknoloji → yenilik → refah/ denklemini kurabiliyoruz. Böylece yaşamı özellikle toplumsal boyutuyla yalın bir denklemin içine sığdırmaya çalışıyoruz. Bunda bütün düşünce dilimizi pazar ve iş dünyası kavramlarıyla doldurmamızın etkisi olsa gerek.

Kavramların ortaya çıkışı toplumların düşünsel gelişim süreçleri içinde oluyor.  Tartışılmaları ve geliştirilmeleri de çoğunlukla bu süreçlere dahil olanlarca yapılıyor. Kavramları kendi yaşam alanlarımızdaki (üretim, sosyal, bilim-teknoloji vb.) gelişmelerin karşılığı olarak türetemiyorsak doğal olarak dışarıdan alıyoruz. Almak bir yana üzerinde fazla düşünmeden kullanmaya başlıyoruz.

10 Ekim 2016 Pazartesi

Sorumlu Bilim-Teknoloji-Yenilik

Bilim insanları araştırmalarının sonuçlarının etik ikilemleri ile ve bilimin yönetişimindeki sorumluluklarıyla daha çok yüzleşmek durumundadırlar.


Geliştirilen her teknoloji aynı zamanda politika (güç olarak da okunabilir) da içerir. Örneğin, kitlesel üretim sistemi, nano-teknoloji, otomobil, radyo-T.V., cep telefonu, insansız hava araçları gibi sistem ve ürünlerin içerdiği teknolojilerin çevreden sağlığa,  iletişimden ulaşıma, eğitimden yoksulluğa yaşamımızın her alanına olumlu ya da olumsuz etkileri olabilir. Kısacası teknolojik gelişme sürdükçe teknolojinin yaşamımızda giremeyeceği hiçbir alan yoktur. Bu durumda zararlarını gidermek veya sınırlamak için ilk akla gelen kullanımıyla ilgili düzenlemeler oluşturmak olabilir. Nitekim ulusal ve uluslararası standartlar, yasalar ve kullanım düzenlemeleri ile etik değerler, insan hakları, bireysel haklar gibi etkilerle “zararları” engellenmeye ya da en aza indirilmeye çalışılıyor. Ancak ulusal zaferler, dev çıkarlar söz konusu olduğunda bin bir yalanla teknolojiler en zararlı yönleriyle göz kırpmadan kullanılabiliyor. Yakın tarihin atom bombaları, Irak ve Suriye savaşları bunun en kanlı kanıtları. Yani insanlık kendi koyduğu kuralları güç ve çıkar uğruna kolayca bozabiliyor.

4 Ekim 2016 Salı

Tarımsal ürünlere değer katmak


“Değer Kazandırılmış Tarım” tarımsal girişimciler ve kırsal kalkınma için önemli bir stratejidir.


Her yaz yaklaşık bir ayımızı geçirdiğimiz Yusufeli’nin (Artvin) yakın bir köyünde adeta zihinsel ve bedensel olarak arınmaktayız. Köy ne verirse onunla yetinerek geçirdiğimiz sürede sessizliğin, dinginliğin tadını çıkartıp, geceleri uzun uzun samanyolunu seyredip, karanlığın içinden gelen seslerden doğanın devinimini duyumsamaya çalışıyoruz. Gün boyu bulutları ve değişen renkleri ile izlediğimiz dağların eteklerinde Çoruh’un akmakta olduğunu bilmek güzel. Okumak, düşünmek için çok uygun bir ortam.


Barhal Çayı ve Çoruh Nehri küskün